Ey insanlar! Bir misal verilmektedir

22:73 – Ey insanlar! Bir misal verilmektedir, şimdi ona iyi kulak verin: Sizin Allah’ı bırakıp taptıklarınız bir araya gelseler, bir sinek bile yaratamayacaklardır. Sinek onlardan bir şey kapsa onu kurtaramazlar. İsteyen de, istenen de âcizdir.

74 – Allah’ın büyüklüğünü gereği gibi değerlendirip bilemediler. Şüphesiz ki Allah çok kuvvetlidir, her şeye üstündür.

75 – Allah hem meleklerden, hem de insanlardan elçiler seçer. Şüphesiz Allah her şeyi işitir, her şeyi görür.

76 – O geçmişlerini ve geleceklerini bilir. Bütün işler Allah’a döndürülür.

77 – Ey iman edenler! rükû edin, secdeye varın, Rabbinize kulluk edin, iyilik yapın ki kurtulabilesiniz.

78 – Allah uğrunda gerektiği gibi cihad edin. Sizi o seçmiş, babanız İbrahim’in yolu olan dinde sizin için bir zorluk kılmamıştır. Daha önce ve Kur’ân’da, Peygamberin size şahid olması, sizin de insanlara şahid olmanız için, size müslüman adını veren O’dur. Artık namaz kılın, zekat verin, Allah’a sarılın. O sizin sahibinizdir. O ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır!

O, yaptığından sorumlu olmaz, onlar ise sorumlu tutulacaklardır.

21:19 – Göklerde ve yerde olan bütün varlıklar O’nundur. Katında olanlar O’na kulluk etmekten ne çekinirler, ne de yorulurlar.

20 – Gece gündüz (hep Allah’ı) tesbih ederler, usanmazlar.

21 – Yoksa (Mekke müşrikleri) birtakım ilâhlar edindiler de yerden ölüleri onlar mı diriltecekler?

22 – Eğer yer ile gökte Allah’tan başka ilâhlar olsaydı, bunların ikisi de muhakkak fesada uğrar yok olurdu. O halde Arş’ın Rabbi olan Allah, onların vasfetmekte oldukları şeylerden (bütün noksanlıklardan) beridir, münezzehtir.

23 – O, yaptığından sorumlu olmaz, onlar ise sorumlu tutulacaklardır.

Büyük mükafat ise Allah’ın yanındadır.

64:14 – Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar da vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, kusurlarını başlarına kakmaz, hoş görür ve bağışlarsanız, bilin ki Allah çok bağışlayan çok merhamet edendir.

15 – Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihandır. Büyük mükafat ise Allah’ın yanındadır.

16 – O halde gücünüzün yettiği kadar Allah’tan korkun, dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğinize olarak harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

17 – Eğer Allah’a güzel bir borç verirseniz, Allah onu sizin için kat kat yapar ve sizi bağışlar. Allah çok mükafat verendir, halimdir.

Ki sizin ilâhınız birdir.

37:1 – Andolsun o saf bağlayıp duranlara.

2 – O haykırıp da sürenlere.

3 – Ve o yolda zikir okuyanlara.

4 – Ki sizin ilâhınız birdir.

5 – O, göklerin, yerin ve aralarındakilerin Rabbidir, bütün doğuların da Rabbidir.

6 – Gerçekten biz dünya göğünü (o yakın göğü) bir zinetle, yıldızlarla süsledik.

7 – Onu her inatçı şeytandan koruduk.

8 – Onlar yüksek (melekler) topluluğunu dinleyemezler. Her taraftan kovulup atılırlar.

9 – Uzaklaştırılırlar. Onlara ardı arkası kesilmez bir azab vardır.

10 – Ancak kulak hırsızlığı yapanlar olur. Onu da yakıcı bir alev takip eder.

Doğrusu biz

72:8 – (Cinler, dediler ki): “Biz göğe dokunduk, onu kuvvetli bekçiler ve alevlerle dolu bulduk.”

9 – “Doğrusu biz göğün bazı mevkilerinde dinlemek için otururduk. Fakat şimdi her kim dinleyecek olursa kendini gözetleyen parlak bir alev buluyor.”

10 – “Doğrusu biz bilmiyoruz, yeryüzündekilere kötülük mü murat edildi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi?”

11 – Doğrusu bizler; bizden iyi olanlar da var, olmayanlar da var. Biz çeşitli yollara ayrılmışız.

12 – “Doğrusu biz anladık ki, Allah’ı yerde acze düşürmemize imkân yok. Kaçmakla da O’nu asla âciz bırakamayacağız.”

13 – “Doğrusu biz o hidayet rehberini dinlediğimizde ona iman ettik. Kim Rabbine inanırsa, ne hakkının eksik verilmesinden korkar, ne de kendisine kötülük edilmesinden.”

14 – “Ve biz, bizlerden müslümanlar da var, hak yoldan sapanlar da var. Müslüman olanlar, işte onlar doğru yolu arayanlardır.”

15 – Ama yoldan çıkanlar, işte onlar cehenneme odun olmuşlardır.

“Musa ve Harun’un Rabbine!”

26:23 – Firavun şöyle dedi: “Âlemlerin Rabbi dediğin nedir ki?”

24 – Musa cevap olarak: “Eğer işin gerçeğini düşünüp anlayan kişiler olsanız (itiraf edersiniz ki) O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbi’dir.”

25 – (Firavun) etrafında bulunanlara: “İşitmiyor musunuz?” dedi.

26 – Musa dedi ki: “O sizin de Rabbiniz, daha önce ki atalarınızın da Rabbidir.”

27 – (Firavun): “Size gönderilen bu elçiniz mutlaka delidir” dedi.

28 – Musa devamla şöyle söyledi: “Şayet aklınızı kullansanız (anlarsınız ki), O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir.”

29 – Firavun: “Benden başkasını ilâh tutarsan, andolsun ki seni zindana kapatılmışlardan ederim” dedi.

30 – Musa sordu: “Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?”

31 – Firavun: “Haydi getir onu bakayım, doğrulardan isen” dedi.

32 – Bunun üzerine Musa asâsını bırakıverdi; apaçık bir ejderha oluverdi.

33 – Elini de (koynundan) çekti çıkardı; bakanlara bembeyaz (görünen, nur saçan bir şey) oluverdi.

34 – Firavun çevresinde bulunan ileri gelenlere: “Bu dedi, herhalde çok bilgili bir sihirbaz!”

35 – “Sizi sihriyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Şimdi ne buyurursunuz?”

36 – Dediler ki: “Bunu ve kardeşini eğle, şehirlere de toplayıcılar gönder.”

37 – “Bütün bilgiç sihirbazları sana getirsinler.”

38 – Böylece, sihirbazlar belli bir günün tayin edilen vaktinde bir araya getirildi.

39 – Halka, “Siz de toplanıyor musunuz? (Haydi çabuk olun)” denildi.

40 – “Üstün gelirlerse herhalde sihirbazlara uyarız” dediler.

41 – Sihirbazlar geldiklerinde Firavun’a “Şayet biz üstün gelirsek, muhakkak bize bir ücret vardır, değil mi?” dediler.

42 – Firavun cevaben: “Evet, o takdirde hiç şüphe etmeyin, gözde kimselerden olacaksınız” dedi.

43 – Musa onlara “Atın, ne atacaksanız” dedi.

44 – Bunun üzerine iplerini ve değneklerini attılar ve “Firavun’un kudreti hakkı için şüphesiz elbette bizler galip geleceğiz” dediler.

45 – Ardından Musa asâsını attı; bir de ne görsünler, onların uydurduklarını yutuyor!

46 – Sihirbazlar derhal secdeye kapandılar.

47 – “İman ettik, dediler, Âlemlerin Rabbine ”

48 – “Musa ve Harun’un Rabbine!”

Nice ibretler vardır

30:20 – O’nun âyetlerinden (kudretinin delillerinden)dir ki, sizi bir topraktan yarattı. Sonra da siz şimdi yeryüzünde dağılıp yayılan insanlar oluverdiniz.

21 – Yine O’nun âyetlerindendir ki, sizin için nefislerinizden kendilerine ısınırsınız diye eşler yaratmış, aranıza bir sevgi ve merhamet koymuştur. Şüphesiz ki bunda düşünecek bir kavim için nice ibretler vardır.

22 – Yine göklerin ve yerin yaratılışı ile dillerinizin ve renklerinizin farklı oluşu da O’nun âyetlerindendir. Şüphesiz ki bunda bilenler için nice ibretler vardır.

23 – Yine gecede ve gündüzde uyumanız ve lütfundan nasib aramanız da O’nun âyetlerindendir. Şüphesiz ki bunda dinleyecek bir kavim için nice ibretler vardır.

24 – Yine O’nun âyetlerindendir ki, size hem korku ve hem de umut vermek için şimşeği gösteriyor. Ve gökten bir su indiriyor da onunla yeryüzüne ölümünden sonra hayat veriyor. Şüphesiz ki bunda aklını kullanacak bir kavim için nice ibretler vardır.

25 – Yine göğün ve yerin, emriyle durması da O’nun âyetlerindendir. Sonra sizi bir tek çağırışla çağırdığı zaman bir de bakarsınız ki (yerden diriltilip çıkarılıyorsunuz).

26 – Göklerde ve yerde kim varsa hepsi O’nundur. Hepsi de O’na itaat etmektedirler.

Üzerinde ondokuz (melek) vardır

74:8 – O sûra üflendiği zaman,

9 – İşte o gün pek zorlu bir gündür.

10 – Kâfirler için hiç kolay değildir.

11 – Tek olarak yarattığım o kimseyi bana bırak.

12 – Hem ona bol servet verdim.

13 – Hem göz önünde oğullar verdim.

14 – Hem ona büyük imkânlar sağladım.

15 – Sonra da şiddetle arzu eder ki daha da artırayım.

16 – Hayır, çünkü o bizim âyetlerimize karşı bir inatçı kesildi.

17 – Ben onu dimdik bir yokuşa sardıracağım.

18 – Çünkü o bir düşündü, ölçtü, biçti.

19 – Kahrolası nasıl da ölçtü, biçti.

20 – Yine kahrolası, nasıl ölçtü biçti.

21 – Sonra baktı.

22 – Sonra kaşını çattı, surat astı.

23 – Sonra arkasını döndü ve büyüklük tasladı.

24 – “Bu, dedi, başka değil öğretilegelen bir sihirdir.”

25 – “Bu, sadece bir insan sözüdür.”

26 – Ben onu Sekar’a (cehenneme) sokacağım.

27 – Bilir misin sen, nedir o sekar?

28 – Ne geriye bir şey kor, ne bırakır.

29 – Durmadan derileri kavurur.

30 – Üzerinde ondokuz (melek) vardır.

31 – Biz o ateşin muhafızlarını hep melekler yaptık. Bunların sayılarını da ancak kâfirler için bir imtihan kıldık ki, kendilerine kitap verilenler kesin bilgi edinsinler, iman edenlerin de imanı artsın. Kendilerine kitap verilenler ve müminler şüpheye düşmesinler. Kalplerinde hastalık bulunanlarla kâfirler de: “Allah bu misalle ne demek istedi?” desinler. İşte böyle, Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini de yola getirir. Rabbinin ordularını ancak Rabbin bilir. Bu, insanlar için uyarıdan başka bir şey değildir.

Göz âciz ve bitkin halde sana dönecektir.

67:1 – Mutlak hükümranlık elinde bulunan Allah, yüceler yücesidir ve O’nun her şeye gücü yeter.

2 – O, hanginizin daha güzel iş yapacağınızı denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstündür, bağışlayandır.

3 – O, yedi göğü, birbiri üzerine yarattı. Rahmân’ın yaratmasında bir aykırılık, uygunsuzluk görmezsin. Gözünü döndür de bak, bir bozukluk görüyor musun?

4 – Sonra gözünü tekrar tekrar döndür (bak). Göz (aradığı bozukluğu bulmaktan) âciz ve bitkin halde sana dönecektir.

Çünkü o seslice tesbih edip Allah’a yönelirdi

38:29 – Bu, sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır ki, insanlar onun âyetlerini düşünsünler ve temiz akıl sahipleri ibret alsınlar.

30 – Bir de Davud’a Süleyman’ı bahşettik. Süleyman ne güzel kuldu. Çünkü o seslice tesbih edip Allah’a yönelirdi.

31 – Hani kendisine bir zaman akşam üstü iyi cins ve rahvan atlar gösterilmişti.

32 – “Ben, dedi, at sevgisini, Rabbimi anmaktan ötürü tercih ettim.” Nihayet atlar perdenin arkasına gizlendi.

33 – “Geri getirin onları bana!” dedi ve artık onların bacaklarını, boyunlarını silmeye başladı.

34 – Andolsun ki Süleyman’ı imtihan da ettik ve tahtının üzerine bir ceset bıraktık. Sonra tekrar tevbe ile önceki haline döndü.

35 – Süleyman: “Ey Rabbim! Beni bağışla ve bana öyle bir mülk ihsan et ki, ardımdan hiç kimseye yaraşmasın. Şüphesiz, bütün dilekleri veren sensin.” dedi.

36 – Bunun üzerine biz rüzgarı onun emrine verdik. Onun emriyle istediği yere yumuşacık akardı.

37 – Dalgıç ve yapı ustası şeytanları da.

38 – Ve daha diğerlerini de zincirlerde bağlı olarak (Onun emrine verdik).

39 – “İşte bu, bizim ihsanımızdır. Artık sen dilersen başkalarına ver veya verme. Bundan hesaba çekilmeyeceksin” dedik.